half a - Turkish English Dictionary

half a

Meanings of "half a" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
half a dozen n. yarım düzine
half a decade n. beş yıl
a glass of half empty n. yarım bardak
a two-and-a-half lira coin n. iki buçukluk
half-a-crown n. eski ingiliz parası
half-a-dollar n. yarım dolar
half-a-dollar n. yarım dolarlık madeni para
two and a half n. iki buçuk
one and a half n. bir buçuk
three-and-a-half-hour meeting n. üç buçuk saatlik toplantı
a mile and a half n. bir buçuk mil
four and a half n. dört buçuk
half a cup of water n. yarım bardak su
one and a half year n. bir buçuk yıl
half-a-dollar n. elli sent
half-a-crown n. iki buçuk şilin
draw a half moon v. yarımay çizmek
have half a mind to v. -esi gelmek
lower a flag to half-staff v. bayrağı yarıya indirmek
have half a mind to v. -eceği gelmek
last a day and a half v. bir buçuk gün sürmek
take a half day off from work v. işten yarım gün izin almak
take a half day off v. yarım gün izin kullanmak
take a half day off v. yarım gün izin almak
be half dead with a bullet hole in one's shoulder v. omzunda bir kurşun deliğiyle yarı ölü bir halde olmak
one and a half adj. bir buçuk katı
a half-carat adj. bir buçuk karatlık
in a half-assed way adv. kör topal
Phrases
I have half a mind to expr. şeytan diyor ki
one in half a million expr. yarım milyonda bir
and a half expr. normalden daha büyük, ciddi, yoğun bir şey/kimse
a … and a half expr. -in en güzel/iyi örneği
and a half expr. '-den daha kötüsü
a … and a half expr. … abidesi
and a half expr. '-den biraz daha büyük
and a half expr. '-den biraz fazlası
and a half expr. -den fazlası
a … and a half expr. … timsali
and a half expr. normal bir şeyden/kimseden daha fazlası olan şey/kimse
and a half expr. '-den biraz kötüsü
and a half expr. '-i geçmiş/aşmış
Proverb
half the truth is often a whole lie olanın tümünü söylemeyen yalan söylemiş sayılır bazen
half the truth is often a whole lie gerçeğin bir kısmını saklamak yalan söylemekle eşdeğerdir bazen
a fault confessed is half redressed tövbe eden hiç günah işlememiş gibidir
a fault confessed is half redressed zararın neresinden dönersen kardır
a danger foreseen is half-avoided tehlikenin farkında olmak ondan kaçınmanın yarısıdır
a danger foreseen is half-avoided tehlikeyi öngörmek onu önlemenin yarısıdır
a danger foreseen is half-avoided öngörülen bir tehlike yarı yarıya önlenmiş emektir
Colloquial
half a minute n. yarım dakika
half a minute n. bir dakikadan az süre
half a minute n. çok kısa bir süre
in about an hour and a half expr. yaklaşık 1.5 saat sonra
a day and a half expr. bir buçuk gün
half a mo expr. biraz bekle
half a mo expr. bir dakika/saniye
half a dozen expr. yarım düzine
half a dozen expr. birkaç
half a dozen expr. birkaç tane
half a dozen expr. altı
half a second expr. yarım saniye
half a tick expr. çok kısa bir süre
half a minute expr. çok kısa bir süre
half a second expr. çok kısa bir süre
with half a heart expr. pek istemeden
with half a heart expr. isteksizce
with half a heart expr. gayret göstermeden
with half a heart expr. gönülsüzce
with half a heart expr. hevessiz bir şekilde
with half a heart expr. istemeye istemeye
Idioms
a half-wit n. salak
a half-wit n. yarım akıllı
a half-wit n. saf
a glass half full person n. her şeye iyi tarafından bakan iyimser insan
a glass half empty person n. her şeye kötü tarafından bakan karamsar insan
half a chance n. en ufak bir şans
half a chance n. şu kadarcık bir şans
half a chance n. küçük bir şans
have half a mind to do something v. yapmaya niyet etmek
have half a notion to do something v. yapmaya niyet etmek
give somebody half a chance (to do something) v. (birine bir şey yapmak için) bir fırsat/olanak sunmak
give somebody half a chance (to do something) v. (birine bir şey yapması için) küçük bir şans vermek
give (one) half a chance v. (birine) küçük bir şans vermek
give (one) half a chance v. (birine) bir olanak sunmak
give somebody half a chance v. birine bir olanak sunmak
give somebody half a chance v. birine küçük bir şans vermek
have half a notion to do v. yapmaya niyet etmek
half a heart adv. isteksiz
half a heart adv. gönülsüz
half a heart adv. yarı gönüllü
a good beginning is half the battle expr. başlamak bitirmenin yarısıdır
it's six of one and half a dozen of the other expr. al birini vur ötekine
half a loaf is better than none expr. hiç yoktan iyidir
half a loaf is better than no bread expr. olmamasından daha iyi
half a loaf is better than none expr. olmamasından daha iyi
half a loaf is better than no bread expr. hiç yoktan iyidir
six of one and half a dozen of the other expr. ikisi de aynı
six of one and half a dozen of the other expr. al birini vur ötekine
six of one and half a dozen of the other expr. ha bu ha o
half a bubble off plumb expr. kaçık
half a bubble off plumb expr. çılgın
half a bubble off plumb expr. bir tahtası eksik
half a bubble off plumb expr. deli
given half a chance expr. fırsatını yakalasa
given half a chance expr. o fırsat verilse
given half a chance expr. fırsatını bulsa
given half a chance expr. fırsatı olsa
howdy and a half expr. çok kısa mesafe
howdy and a half expr. iki adım yol
howdy and a half expr. iki adımlık mesafe
howdy and a half expr. birkaç adımlık mesafe
six in one, (and) half a dozen in the other expr. ikisi de aynı
six in one, (and) half a dozen in the other expr. bir fark yok
six in one, (and) half a dozen in the other expr. aynısının laciverti
six in one, (and) half a dozen in the other expr. ha bu ha o
six in one, (and) half a dozen in the other expr. al birini vur ötekine
six in one, (and) half a dozen in the other expr. aynı bokun laciverti
six of one (and) half a dozen of the other expr. aynı bokun laciverti
a hoot and a half expr. aşırı komik
given half a chance expr. fırsatını bulsa
given half a chance expr. fırsatını yakalasa
given half a chance expr. fırsatı olsa
given half a chance expr. o fırsat verilse
half a second expr. kısacık bir süre
half a loaf expr. olmamasından iyi
half a minute expr. kısacık bir süre
half a shake of a lamb's tail expr. çok kısa bir süre
half a shake of a lamb's tail expr. göz açıp kapayıncaya kadar
half a loaf is better than no loaf expr. buna da şükür
half a shake of a lamb's tail expr. hemen
half a second expr. göz açıp kapayıncaya kadar
half a loaf is better than no loaf expr. olmamasından daha iyi
half a loaf is better than no loaf expr. hiç yoktan iyidir
half a second expr. çok kısa bir süre
half a tick expr. birkaç saniye
half a mind expr. şeytan diyor ki
half a loaf expr. hiç yoktan iyi
half a tick expr. çok kısa bir süre
half a second expr. birkaç saniye
half a mind expr. yapası/edesi gelme
half a minute expr. göz açıp kapayıncaya kadar
half a tick expr. göz açıp kapayıncaya kadar
half a minute expr. çok kısa bir süre
half a tick expr. kısacık bir süre
six of one and half a dozen of the other six and two threes expr. iki ucu boklu değnek
six of one and half a dozen of the other six and two threes expr. tüm seçeneklerin eşit olduğu durum
Speaking
I've half a notion to give you a hiding! expr. sana dayak atasım geliyor!
It's six of one half a dozen of another expr. aynı kapıya çıkar
it's only half a sin expr. tam günah sayılmaz
that was a (game/meal/walk etc.) and a half! expr. ne çok/güzel/biçim (oynadık/yedik/yürüdük) ama!
that was a (game/meal/walk etc.) and a half! expr. ne güzel (oyun/yemek/yürüyüştü) ama!